Hanegan'da Engin Dağ'ın İftar Ziyafeti
İstanbul’un kalabalığı bazen insanı yorar; fakat şehrin içinde öyle köşeler vardır ki, hem doğaya hem de geleneklere açılan bir kapı gibidir. İşte o kapılardan biri de Ümraniye Millet Bahçesi’nin huzurlu atmosferinde yer alan Hanegan Türk Mutfağı Restoranı. Geçtiğimiz 9 Mart Pazartesi akşamı, Ramazan’ın bereketini ve paylaşmanın sıcaklığını hissettiğim özel bir iftar davetine burada konuk oldum. Davetin ev sahibi ise Türk mutfağının geleneksel değerlerini yaşatmaya gönül vermiş bir isimdi: Engin Dağ.
O akşam Hanegan’ın kapısından içeri adım attığımda, yalnızca bir restoran ortamına değil; aynı zamanda Anadolu’nun mutfak hafızasına açılan bir sofraya davet edildiğimi hissettim. Gastronomi dünyasının önde gelen şefleri, yazarları, influencerları ve sosyal medya basın mensupları aynı sofrada buluşmuştu. Ramazan’ın ruhuna yakışır şekilde, aynı masada buluşmanın verdiği samimiyet ve kardeşlik duygusu salona hâkimdi.
Hanegan Türk Mutfağı Restoranı,
20 Temmuz 2020’de kapılarını açarak Türk mutfağının köklü lezzetlerini modern bir yorumla sunmayı hedefleyen bir mekân olarak hizmet vermeye başlamış. Kahvaltıdan kebaba, pide ve lahmacundan sıcak-soğuk mezeye, tandır çeşitlerinden Anadolu’nun zengin yemek kültürüne kadar geniş bir menüyle misafirlerini ağırlıyor. Ancak burayı farklı kılan yalnızca menüsü değil; arkasındaki fikir. Amaç, yerel mutfak kültürünü hem yerli hem de yabancı misafirlere kendi üretimleriyle, kaliteli ve özgün bir anlayışla sunmak.
İftar menüsü
O akşam hazırlanan iftar menüsü ise adeta Anadolu’nun bir hikâyesiydi. Şef Engin Dağ’ın memleketi Aydın yöresinden esinlenen bu menü, yalnızca bir yemek listesi değil; geçmişten bugüne taşınan bir kültür anlatısıydı.
İftarın başlangıcında Aydın’ın bereketli topraklarını simgeleyen incir ve ceviz yer aldı. Ardından gelen çoban çorbası, sade ama sıcak bir başlangıçtı. Sofrada çingene böreği ve mini peynirli börekler misafirleri Anadolu’nun ev mutfağıyla buluştururken, Çine’ye özgü salata ise Ege’nin tazeliğini taşıyordu.
Gecenin asıl yıldızı ise oğlak etli keşkekti. Üzerinde usul usul pişmiş oğlak tandırla servis edilen bu yemek, Anadolu’nun en eski şölen yemeklerinden biri olarak sofraya geldiğinde adeta davetlilerin ilgisini üzerine topladı. Yanında iç fıstık, kuş üzümü ve zerdeçalla zenginleştirilmiş pilav yer aldı. Bu uyumlu birliktelik, mutfağın sadece damak tadına değil, aynı zamanda kültürel hafızaya da hitap ettiğini gösteriyordu.
Davetliler bu lezzetlerle adeta mest oldu. Ancak gecenin en anlamlı tarafı, yemeklerin ardındaki hikâyeleri bizzat şefin anlatmasıydı. Engin Dağ, bu yemekleri misafirlerine tattırmanın ve yaşatmanın mutluluğunu yaşadığını ifade ederken, birlikte iftar etmenin verdiği manevi değeri özellikle vurguladı.
Şef Engin Dağ’ın hikâyesi
En az sofraya gelen yemekler kadar etkileyici. 18 Eylül 1980’de Aydın’ın Köşk ilçesinde doğup büyüyen Dağ’ın mutfakla tanışması oldukça erken yaşlarda olmuş. Henüz sekiz yaşındayken sabahları ilkokula gidip öğleden sonraları ve hafta sonları bir esnaf lokantasında bulaşık yıkayarak ve ustalara yardım ederek mutfağın kapısından içeri adım atmış.
Birçok büyük şefin hikâyesinde olduğu gibi onun yolculuğunda da emek, sabır ve öğrenme tutkusu var. 25 Haziran 1991’de İzmir’deki Efes Otel’de çırak olarak çalışmaya başlayan Engin Dağ, burada yaklaşık dokuz yıl boyunca mutfak disiplinini öğrenmiş. Bu yıllar onun için yalnızca bir iş değil; bir okul olmuş.
Askerlik sonrası tekrar mesleğine dönen Dağ, 2003–2005 yılları arasında yeniden aynı otel mutfağında çalışarak deneyimini artırmış. Ardından Antalya’nın turizm cenneti Alanya’ya giderek Alaiye Spa Resort’ta alakart bölüm şefi olarak görev almış. Üç yıl boyunca farklı mutfak kültürlerini tanıma fırsatı bulduğu bu dönem, kariyerinin önemli bir basamağı olmuş.
2010 yılında Alanya Harbur Restaurant’ta şef olarak görev almaya başlayan Engin Dağ, burada tam sekiz yıl boyunca mutfağın sorumluluğunu üstlenmiş. Bu süreç, onun hem yönetim hem de yaratıcı mutfak becerilerini geliştirdiği bir dönem olarak öne çıkıyor.
2019 yılında İstanbul’a gelerek Başakşehir’deki Vadi Kafe Restoran’da çalışmaya başlayan şef, ardından Ortaköy’deki Teras Boğaz Restaurant’ta görev almış. Pandemi sonrası ise Kadıköy’deki Asırlık Balık Restaurant’ta üç yıl boyunca mutfağı yönetmiş.
Bu uzun ve emek dolu yolculuk, 4 Aralık 2025 tarihinde yeni bir sayfaya dönüşmüş. Engin Dağ, Hanegan Türk Mutfağı Restoranı’nda mutfak şefi olarak göreve başlamış.
Engin Şef'in hedefi
Bugün onun mutfağındaki en büyük hedeflerden biri, yalnızca yemek yapmak değil; Anadolu’nun yöresel mutfak kültürünü yaşatmak. Özellikle Yörük mutfağının sade ama derin lezzetlerini yeniden hatırlatmak ve yeni nesillere aktarmak için çalışıyor. Hanegan’daki iftar daveti de aslında bu vizyonun bir yansımasıydı. Çünkü o akşam sofraya gelen her yemek bir yöreyi, bir hikâyeyi ve bir hatırayı temsil ediyordu.
Ramazan akşamlarının en güzel tarafı, insanları aynı sofrada buluşturmasıdır. O akşam da öyle oldu. Gastronomi dünyasının farklı isimleri aynı sofrada buluştu; yemekler paylaşıldı, sohbetler edildi, hatıralar biriktirildi.
Benim için ise bu davet, sadece bir iftar yemeği değil; Anadolu mutfağının yaşayan hikâyesine tanıklık etmekti. Ümraniye Millet Bahçesi’nin sakin atmosferinde, Hanegan’ın sıcak ortamında ve Engin Dağ’ın emek dolu mutfağında bir kez daha anladım ki; bazı sofralar sadece karnı değil, hafızayı da doyurur.
Ve bazı şefler vardır ki, yemek pişirmekten öte bir şey yaparlar:
Bir kültürü yaşatırlar.
Not:Talip Bayram bu yazıyı 14.03.2026 tarihinde Diriliş Postası Gazetesinde yazmıştır.

.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder